ÖZEL MATEMATİK DERSİ İSTEYENLER BURAYA

Ankara'da özel matematik dersi ya da ilköğretim düzeyindeki herhangi bir dersten özel ders almak isteyenler benimle iletişime geçebilir. Elektrik Elektronik Mühendisiyim ayrıca 2006 DGS Türkiye dördüncüsüyüm.































17 Haziran 2010 Perşembe

MUZLU RULO PASTA ve REGAİB KANDİLİ


Herkese hayırlı kandiller dilerim. Allah bu geceyi idrak edip vazifelerimizi yerine getirmemizi nasip etsin.


Muzlu rulo pastayı dün akşam bize misafir olan, bende ayrı bir yeri olan Gözde için yapmıştım. Hem hafif hem kolay



Kek için:


4 yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı un

1paket kabartma tozu



Kreması için:


4 kaşık un (tepeleme ama çok değil)
7 kaşık şeker
4 su bardağı süt
1 paket 100 gramlık labne peyniri
1 paket vanilya
2 orta boy muz
Şeker eriyene kadar yumurtayla çırpıp unu ve kabartma tozunu ekleyip karıştırarak hazırladığımız keki, yağlı kağıt serilmiş büyük fırın tepsisine döküyoruz ve 170 dereceye ısınmış fırında pişiriyoruz. İnce olduğu için çabuk pişiyor, kontrollü olmakta fayda var. Fırından çıkınca elimizi değebilecek kadar soğuduğuna (yani mümkün olduğunca sıcakken) hemen altındaki yağlı kağıtla birlikte sarıp rulo yapıyoruz. Üstüne de nemli bir bez örtüyoruz ki daha sonra kek kağıttan kolay ayrılsın. Kremasını hazırlayana kadar bir süre bekliyor.
Vanilya ve labne hariç diğer malzemeleri karıştırarak pişirdiğimiz kremayı ocaktan indirmeden hemen önce vanilyasını da katıyoruz.
Keki tekrar açıp az ılınan kremanın yarıdan az fazlasını içine eşit şekilde sürüyoruz. Kısa kenarlardan birine muzları koyup sıkı bir şekilde - kekin kağıttan ayrılmasına ve kırılmamasına dikkat ederek- sarıyoruz. Kremanın kalanına labne peyniri katıp karıştırıyoruz ve ıslatılmış bir bıçak yardımıyla üstünü düzleyerek pastanın üstünü kaplıyoruz.
Ben kekin içine krema sürdükten sonra, görüntüyü güzel yapar düşüşüncesiyle biraz böğürtlen reçeli sürdüm. Tadı güzel oldu ama kremanın rengi mora döndü, bu hoşuma gitmedi. Bir de ben üstüne hindistan cevizi döktüm, bunu pek çok şekilde yapabilirsiniz.
Deneyenlere ve tadanlara afiyet olsun, Allah olmayanlara da versin.

14 Haziran 2010 Pazartesi

BÖĞÜRTLENLİ PEYKEK (CHEESECAKE)


Her blogger gibi ben de büyük bir hevesle başladım bu işe. Tabi ki zaman sıkıntısı benim de bahanem ama ramazanın temposu, taşınma, işe başlama sınavlara hazırlanma derken günü ancak kurtardım. Yeni birşeyler deneyemeyince de hevesim kaçmıştı. Bu peykeki yapınca geri dönüş için tam zamanı dedim.
Her misafir benim için kıymetli, ama bazılarının yeri daha bir ayrı oluyor. Bugün annelerim annanem, ablalarım Aysun Tülay İlknur ve Hatice bize geldiler. Ablam da gelecekti ama küçük kızının ateşi çıkınca soluğu doktorda aldı. Aklı burda kaldı ama yeterki sağlık olsun..
Bu peykek benim ilk denemem. Çok merak ettim, çok tarif okudum. Sonra, gelenler de nasıl olsa yabancı değil deyip kendi uyarladığım bir tarifi denemeye karar verdim. Eğer beğenilmeseydi soframız tatlısız kalacaktı. Ama ben eşime bir dilimi bile zor ayırabildim:)
Malzemeler:
Tabanı için:
1 paket fındıklı bisküvi
5 adet yulaflı bisküvi
3kaşık tereyağ
Üstü için:
2 tane 200 gramlık labne
400 gram süzme yoğurt
2 yumurta
1 Bardak şeker
Vanilya
Tabanı için erilitmiş yağ robotta çekilmiş bisküvilerle karıştırılıp kelepçeli kalıbın tabanına yayılır. -Benim kalıbım 26cm lik. Ama bu tarif için daha küçük bir kalıp kullanılırsa yüksekliği daha iyi olur- 170 derece ısıtılmış fırında 10 dakika pişirilip soğuması beklenir. Elde çırpılarak karıştırılan yumurta, şeker, labne, süzme yoğurt ve vanilya, soğutulmuş bisküvili tabanın üstüne dökülür. Yine ısıtılmış 170 derece fırında 60-70 dakika pişirilir. Bu süre sonunda fırın kapatılır ama kapağı 1 saat kadar açılmaz. Fırından çıkartılıp tamamen soğuyunca da 1 gece buz dolabında dinlendirilir. Servisten önce de üstüne böğürtlen reçeli gezdirilir. Deneyip tadanlara afiyet olsun..

21 Ağustos 2009 Cuma

UN KURABİYESİ VE HAYIRLI RAMAZANLAR


Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluş olan bu ay için Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur. Ve yine bir hadiste şöyle geçiyor:
Peygamber Efendimiz (sas) bir gün, "Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün!" buyurdular Bu dehşetli ikaz üzerine huzurunda bulunanlar, "Kimin burnu sürtülsün ya Rasûlallah?" diye sordu Cevap şöyle geldi: "Ramazan'a girip de ondan günahları bağışlanmış olarak çıkamayanın; yanında anne-babasından biri veya ikisi ihtiyarladığı halde, onların gönlünü kazanarak Cennet'i hak edemeyenin; yanında ismim anıldığı halde bana salât ü selâm getirmeyenin".
Midemize oruç tutturmak kolay, dilimize de oruç tutturabilirsek Ramazanın feyzinden yararlanır, maksadına ereriz. Allah, yaptığımız her iyiliğin karşılığının bire bin belki daha fazla nispette arttığı bu mübarek günlerin kıymetine ermeyi nasip etsin.
Tarifimize gelince. Aslında Ramazanda, hele ki gecelerin kısa olduğu şu günlerde meyveye sıra gelmiyor ki kurabiyeye gelsin. Ama arşivde vardı ve ben de hazır yeni bir post için zaman bulmuşken bir de tarif ekleyim istedim. Aslında linkini vermek daha kolay geliyor. Ramazandan sonra deneyeceklere tavsiye olunur. HAYIRLI VE BEREKETLİ RAMAZANLAR..

20 Ağustos 2009 Perşembe

TART-PASTA


Bu sözde pastayı zamanım az olduğu için bitanecik gelinimiz (Zeynep duymasın:) Elif'in doğum günü için yapmıştım. Gönül isterdi ki şöyle birkaç katlı görkemli bir pasta yapsaydım.. O da gelecek seneye inşallah. Gelelim tarifine


Kekinin tarifini Binbirçeşniden aldım ama ben yine de yazayım.


. 2 yumurta,
· 1 küçük çaybardağı toz şeker,
· 1 küçük çay bardağı süt
· 1 küçük çay bardağı sıvıyağ
· 2,5 çay bardağı un
· 1 paket kabartma tozu


Bu malzemelerle hazırlanan keki tart kalıbına boşaltıp 170 derecede pişirdim. Kalıbı ters çevirip çıkardığım kekin üstüne muz dilimleri yerleştirdim ve en üstüne de tarifine göre hazırlanmış hazır supangleyi döktüm. Basit fakat lezzetli, en önemlisi de gönül alan bir tarif oldu. Dneyeceklere afiyet olsun..

5 Ağustos 2009 Çarşamba

BERAT KANDİLİ


Gelecek bir yılın kaderinin yazıldığı ve mü'minlere beraat müjdesi veren bu gecede tüm inananların duası kabul, kandili mübarek olsun...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

MUZLU PUDİNG


Yiyenlere gerçek muzlu puding dedirtecek bir tarif. İçinde muz aroması değil muzun kendisi var. Yine herzamanki gibi hazırladığım şeyi Elif'in de yiyeceğini düşünerek içinde yabancı madde olmaması için gayret ettim, derken bu tatlı çıktı ortaya. Malzemelere gelince;



  • 1 tepeleme çorba kaşığı un (hafif kavrulmuş olursa kokusu belli olmaz)

  • 1 tepeleme çorba kaşığı buğday nişastası
  • 2 tepeleme çorba kaşığı pirinç unu
  • 7 tepeleme çorba kaşığı toz şeker
  • 1 litre süt (ben evdeki yarım yağlı keçi sütünü kullandım)
  • 3 orta boy muz
  • 2 yumurta

Önce toz malzemeleri karıştırdım ve ocağın altını yakmadan yavaş yavaş sütü ve yumurtaları ekleyip karıştırdım ki topak olmasın. Sonra orta ateşte kaynayana kadar ve kaynadıktan sonra 2-3 dakika daha karıştırdım. Bu aşamada arzu edenler yağ da ekleyebilirler. Hafif ılık olacak kadar soğuduktan sonra parçalayıcıda ezdiğim muzları ekleyip karıştırdım ve servis kaplarına paylaştırdım. Lezzetini ben beğendim, Elif de beğendi. Babası da beğenirse bu tarif tuttu demektir. Deneyenlere afiyet olsun.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

YOĞURMADAN EKMEK

Artık fırıncılara ekmek yok :p herkes kendi ekmeğini kendi yapmaya çalışıyor. Ama maalesef biz atalarımız kadar çalışkan değiliz. Evde ekmekle bir gün uğraşırız iki gün uğraşırız, sonra sıkılır yine hazır almaya başlarız. Ben de bir zamanlar kendi ekmeğimi evde yapma fikrinin cazibesine kapılıp bir makine aldım. Anlaşılan iyi bir marka değilmiş ki uzun olmayan bir süre sonunda haznesinin teflonu - çok dikkat etmeme rağmen- çizildi. Ben de sağlıklı olayım derken sağlığımdan olmamak için onu kullanmaktan vazgeçtim. Şimdi dolaplarımdan birinde yer işgal etmekten başka bir işlevi yok.

Son zamanlarda dolaştığım bloglarda gördüm ki kolay ekmek yapmak için makine şart değilmiş. Hem kolay hem sağlıklı hem de yoğurmadan! ekmek yapmak bir furyadır gidiyor. Ekmek yapmaya ilgisi olan pek çok blog sahibi benden önce bu ekmeği defalarca denemişler. Bu kadar tutulduğuna göre ben de deneyim dedim ve onlara hak verdim. Bu ekmeğin tadı da aynı bizim buralarda satılan Ata ekmeği gibi. Deneyenlerin pişman olmayacağını zannediyorum




Tarif zaten çok kolay. Sadece ekmek malzemeleriyle yapılıyor. Yani; (3 su bardağı) un, (1.5 su bardağı) su , (1 çay kaşığı) kuru maya ve (1 tatlı kaşığı) tuz.

Tüm malzemeler büyük ve derin bir kapta karıştırılıp 12-15 saat mayalanması için beklenir. Sonra mayalanmış hamur üstü unlanmış (susam çörekotu da ilave edilebilir) bir bezin üstüne alınır ve kenarları üste doğru katlanıp hafifçe yoğrulur. Hamur bezle birlikte yine derin bir kaba alınıp 1-2 saat beklenir. Bu sürenin sonunda ağzı kapaklı bir fırın kabına ( ben yemek tenceresini tercih ettim) bez üstte kalacak şekilde ters çevrilir. Önceden ısıtılmış 230 derece fırında önce ilk yarım saat tencerenin ağzı kapalı, sonra da -yaklaşık yarım saat daha-ağzı açık şekilde üstü kızarana kadar pişirilir. Herkese afiyet olsun, Allah ağız tadı versin.